Fethullah Gülen Okulları,Ajan Öğretmenler !..

Haziran 29th, 2009 by ferit2

F Gülen
ABD’de geliştirilen Büyük Ortadoğu Projesi’nin en önemli etabı “ılımlı İslam” siyasetinin gönüllü sözcüsü olan Gülen’in, bütün Türkiye’yi bir ağ gibi saran gizli örgütlenmesinin, sinsi hesaplarının ve yürütülen örtülü operasyonlarının deşifre edilmesi gerekiyor.

Sığındıkları ve on yıldır yaşadıkları ABD’den Türkiye’ye karşı ihanet projeleri hazırlayanların; bölge ülkelerine yönelik kuşatma ve işgal planlarının parçası olanların; toplumun inançlarını istismar ederek, bunu sermaye ve iktidar gücüne dönüştürenlerin oyununun bozulması için herkesin üzerine düşen görevleri yapması, her şeyden önce bir vatandaşlık görevidir.

İlkokulu dışarıdan bitirmiş, vaaz verirken ağlayıp, bayılan, Cumhuriyet Devrimi ve Atatürk’e kinle dolu gezici vaiz Fethullah Gülen, ne zaman başı sıkışmış ise ABD’ye kaçmıştır. 1950′lerden itibaren dünyanın efendiliğine soyunan ABD, kıtalararası imparatorluğunu sürdürmek için, her kıtasal din içinde kendisine bağlı bir tarikat örgütledi. Bu tarikatların hepsinin söylemi de aynı: Dinlerarası diyalog.

Dinlerarası Diyalog, Fethullah Gülen’in CIA ile ilişkilerini sürdürmede kullandığı örtünün adı. CIA denetiminde yürütülen bu faaliyetin ilk başarılı örneği Moon tarikatıdır. 1951′de Kore’yi işgal eden ABD, Güney Kore’yi sömürgeleştirirken, sömürgeleştirmenin aracı olarak bir de Hıristiyan tarikatı kurdu. CIA’nın misyonerleri, bu tarikatı kullanarak Güney Kore nüfusunun yüzde 40′ını, Budistlikten vazgeçirip Hıristiyan yaptılar. Moon, işte bu tarikatın adıdır. Resmi adıyla söylersek; Birleştirme Kilisesi. CIA, Moon tarikatını kullanarak Dünya Anti Komünist Lig’ini örgütledi. Türki ye’de Komünizmle Mücadele Dernekleri, Dünya Anti Komünist Lig’inin uzantıları olarak kuruldu.

Diğer cemaatler Kur’an kursu ve İmam Hatip Liseler i gibi doğrudan dini eğitim kurumlarına önem verirken, Fethullah Gülen cemaati, Turgut Özal döneminde, yurt içinde Anadolu liseleri ve kolejler açmaya başladı. Sovyetler Birliği’nin çözülmesi üzerine Gülen örgütü uluslararası okullar atağına geçti. Gülen’in öncelik verdiği ülkeler son derece dikkat çekici: Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar. Yani Amerika’nın ilgi alanındaki bölge ve ülkeler. Nitekim 1992′den itibaren, öncelikle Orta Asya Türk cumhuriyetleri olmak üzere Kafkas ve Balkan cumhuriyetlerinde, “Fethullahçı” diye bilinen vakıf ve şirketler, art arda kolejler açtılar. Ardından Asya ve Afrika ülkeleri geldi.
ABD’nin Soğuk Savaş döneminde, Sovyetler Birliği’ni çökertmek için örgütlediği ve büyük olanaklarla yürüttüğü “CIA muhalefeti”nin, Gülen Örgütü’nün önünü açtığı net olarak saptanabiliyor. Sovyet bloğuna karşı yürütülen psikolojik savaşın en önemli aygıtı Hür Avrupa Radyosu, Fethullah Gülen’i bültenlerinin baş konusu yapıyor. Amerika’nın Sesi Radyosu’nun değişik lehçelerdeki Türkçe yayınlarında, Gülen ve misyonu döne döne övülüyor.

Fethullah Gülen, 28 Şubat sürecinde panikledi. Uzun süre ABD’de kaldı. Hükümet ve CIA yetkilileriyle görüşmeler yaptı. Cumhuriyet Devrimi güçlerini, “Arkamda Amerika var” mesajı vererek tehdit etmeye çalıştı. İkinci Cumhuriyetçi köşe yazarlarını seferber ederek kendini Amerika’nın adamı olarak savundurttu. Nevval Sevindi’nin Sabah Kitapları’ndan çıkan, “Fethullah Gülen İle New York Sohbeti”nde ABD emperyalizmiyle Nur tarikatının bağı, açıkça dile getiriliyor. İşte kitaptan bazı seçmeler:

“Amerika şu andaki konum ve güc� �yle bütün dünyaya kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir. Amerika hâlâ bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır. Amerika daha uzun zaman dünyanın kaderinde çok önemli rol oynayacaktır. Bu realite kabul edilmeli. Amerika göz ardı edilerek şurada burada bir iş yapılmaya kalkılmamalı. A merikalılar istemezlerse kimseye dünyanın değişik yerlerinden hiçbir iş yaptırmazlar. Şimdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile entegrasyon adına gidip dünyanın değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, bu itibarla, mesela Amerika ile çatıştığınız sürece bu projelerin gerçekleştirilmesi mümkün olmaz. Amerika ile iyi geçinmezseniz işinizi bozarlar. Amerika’nın bize yarım arpa kadar sadece bizim menfaatimize desteği yoktur. Buna rağmen şurada bulunmamıza izin veriyorsa, bu bizim için bir avantajsa, bu avantajı sağlıyor demektir.”

Yani her şey ortada…
Fethullah’ın okullarının propagandası, “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk dünyasının hizmetinde” sözleriyle yapılıyor. Oysa bu okullar, Türkiye Cumhuriyeti’nin değil, ABD’nin hizmetindedir. Gülen cemaati tarafından yurt dışında, özellikle de Türk Cumhuriyetlerinde açılan okullarda, diplomatik pasaportlu Amerikalı CIA ajanları, “İngilizce öğretmeni” diye barındırılıyor. Bu işbirliği, Türkiye’de yapılan üst düzey resmi bir toplantıda, bizzat Fethullahçı okul yöneticisi tarafından itiraf edildi. Toplantıda, dönemin Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam ve MIT temsilcisi de bulunduğu halde, olay karşısında sessiz kalındı. Durum, devletin resmi olarak yayımladığı kitapla da belgelendi.

Yer, Ankara’daki Başkent Öğretmen Evi. Önemli bir toplantı yapılmaktadır. Ev sahibi, Milli Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü. Konu, yurt dışında açılan Türk okullarının sorunları. Toplantıya, başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere Bakanlığın bütün üst düzey bürokratları katılıyor. Dahası; Başbakanlıktan, MİT’ten, Dışişleri Bakanlığı’ndan temsilciler de katılımcılar arasında. Ve elbet, yurt dışında okul açmış vakıf ve özel şirket yetkilileri de hazır. Sıra, Özbekistan’daki 18 okulun sahibi gözüken Silm A.Ş.’nin yetkilisine gelir. Bu okullar da, “Fethullahçılara ait” diy e bilinmektedir. Müdür, birçok talebini dile getirir. Sözlerini Amerika’nın Özbekistan’daki bir uygulamasını örnekleyerek bağlar. MEB’in yayımladığı “Yurt Dışında Açılan Özel Öğretim Kurumları Temsilcileri-İkinci Toplantısı” adlı kitabın 63-64. sayfalarından okuyalım:

“Amerika Birleşik Devletleri, dostluk köprüsü adı altında getirdikleri 70 öğretmene diplomatik statü kazandırmışlardır. Biz de, eğer devletimiz, büyükelçiliğimiz, bu konuda diplomatik statü konusunda bize yardımcı olursa Türk öğretmenlerinin, Türk eğitim elemanlarının itibarlarının biraz daha artacağını zannediyoruz.”

Özbekistan’da diplomatik pasaportla bulunan ABD’li “öğretmen”lerin çoğu, Gülen cemaatinin okullarında çalışmaktadır. İngilizce dil “öğretmeni” olarak gözükmektedirler. Kırgızistan’da da 50-60 kadar Amerikalı “öğretmen” var. Bunlar da diplomatik pasaportlu. Ve Kırgızistan’da “Fethullahçı” diye bilinen okullarda “öğretmenlik” yapıyorlar. Gülen’in okulları, Adriyatik’ten sadece Çin’e kadar değil, Vietnam’a, Endonezya’ya kadar uzanmaktadır ve eğitim dili olarak da Türkçe’yi değil, İngilizce’yi kullanmaktadır. Özellikle hazırlık sınıflarında haftalık ortalama 24 saati bulan İngilizce derslerine, çoğu okulda ABD’li ve İngiliz “öğretme nler” giriyor.

Gülen’in yurtdışındaki okullarında çalışan bine yakın ABD’li öğretmende, yalnızca devlet görevlilerine verilen ABD resmi pasaportu var. Çoğunluğu Türk Cumhuriyetleri’nde faaliyet yürüten okullardaki ABD’li öğretmenler, İngilizce adıyla “official passeport”a sahipler. Amerikan Eğitim Bakanlığı personeli olmayan ABD’li öğretmenlerin, normal olarak turist pasaportu sahibi olmaları gerekiyor. Ancak, Amerikan devleti, Gülen’in okullarında çalışanları resmi görevli sayıyor. Türkiye’deki karşılığı “yeşil pasaport” olan resmi görevli pasaportu, ABD’li öğretmenlere diplomatik dokunulmazlık sağlıyor.

İşte ABD, işte Gülen… Bütün bunlara rağmen, hangi vatansever Türk vatandaşı hâlâ Gülen’in hizmetlerini savunabilir, anlamak çok güç…

Türbancı Putperes Vicdanın İçinde Ne var ?

Haziran 26th, 2009 by ferit2

Bekir Çoşkun’nun yazısı.

Günlerimin sayılı olduğunu hissettiğimde…
Vedalaşma zamanının gelmekte olduğunu doktorlar söylediğinde…
Yanıma hayat arkadaşımı isterim…
Onun ellerini isterim…
Bir ıslak mendili alnıma basarken, nemli gözlerini kaçıra kaçıra “beni
sevdiğini” söylemesini isterim…
Ağlarsam, kimse bilmesin…
Sadece onun kulağına korktuğumu, erken ayrılmak, bırakıp gitmek
istemediğimi söylerim…
Bunu hangi yasa yasaklayabilir?..

Eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran,
Ergenekon sanığı, kanser ve kalp hastası. Bazı organlarını aldılar,
tekrar ameliyat olacak, doktorlar endişeli.
Eşi Merih Hanım kocasının yanında refakatçi kalmak istiyor, izin
vermediler. Önce ondan “eşi” olduğuna ilişkin nüfus müdürlüğünden yazı
istediler, sonra Haseki Hastanesi’nden aldığı “Refakatçi gerekir”
belgesini reddettiler.
Bu haksızlık…
Bu boyutta mıdır kin?..
Bu kadar büyük mü nefretiniz?..
“Şüpheli”lere, “evrakta sahtecilik” yapanlara Türkiye’yi teslim edip,
başlara taç yaparken… Bakanların bile “Utanıyorum” dedikleri
“dolandırıcı”ları devletin en itibarlı koltuklarına oturtup
korurken… Ama üniversiteler kurmuş, ormanlar yetiştirmiş, binlerce
bilim adamı kazandırmış olanları hapse atmak gibi bir tarihi
yanılgıdan söz etmiyorum…
Ya da; kayıp trilyon mahkûmunun, villasının havuzu başında geçirdiği
“hapis” cezasını affeden adalet ahlakı değil söz konusu olan…
Can Dündar dünkü yazısında buna “Habis vicdan kanseri” diyordu.
Sözünü ettiğim şey o; vicdan…

Radyodan “Suçu kanıtlanıncaya kadar kimse suçlu değildir” palavrasını
dinlerler kapıdaki nöbetçiler… Bir hasta ranzasında, sancılar gelip
giderken… Boşluğa bakıp bir el ister insan…
Hayat arkadaşının elini…
Bir ömür boyu sürmüş uzun yol arkadaşlığının kokusunu duymak ister
hasta…
Söyler misiniz:
O “Suçu kanıtlanıncaya kadar kimse suçlu değildir”i unutup, bu kadar
mı ağır olur ceza?..
Vicdan!..

Neo Liberak Şerefsizlikler

Haziran 24th, 2009 by ferit2

Dini bütün aymaz siyasetçiler Kuranı yol yapıp eşkiya sermayenin kucağına oturdular.Solda neo liberal,sağda neo liberal.Bunlar liberal deyince aynalı boncuk gibi birşey sanıyorlar.Onların cicisi o.Ellerinde çevirip duruyorlar.
Alçaklığın namussuzluğun,hırsızlığın,savaşların ve kanın akma sebebi bu olduğunu anladıklarında belki de kurşuna diziliyor olacaklar.
Neo liberal partiler,tv kanalları,gazeteler,anlı şanlı köşe yazarları.Şerefsizliğinizle bin kere öleceksiniz.Savunduğunuz özgürlük mazlumun daha da mazlum hale düşmesidir.Herkesin başına gelmesi münkün olan bir kaç olay yazayım.
1-Kredi kartları,kart mağdurları.Ümmet edebiyatı hemen başlıyor.Mağduru yaratıp,sonra mağduru kurtarma edebiyatı başlıyor.Sokaklarda kart dağıtmadılar mı?Tüketici kredilerini kredi kartına bağlı oayladıkaları için aç bankacılar ölünün gözündede gözü oldukları ortada değilmi?
2-Telefonlar:Bir ilçede telecomdan telefon abonesi adsl abonesi oluyorsunuz,iptal etmeye gidiyorsunuz,ile git diyor.İlde abone iptali yapabiliyorsunuz.İle gidinceye kadar Ofer’in cebine akacak,hükümet seyredecek.Soyulmayı seyredecek.Neo liberal politikalar bunlar.
3-Yoksullaştıracaksın sonra sadaka vereceksin.Mürit halinde AKP’ye çalışacaksın.
4-Ergenekon tertibi bu neo liberal politikalara karşı çıkan Prof.Erol Manisalı,Prof.Kemal Alemdaroğlu,Doç.Dr.Doğu Perinçek,Doç.Dr.Emin Gürses ve diğerleri bunun için içeri alınmıştır.Oysa ben ve arkadaşlarım,nufusun %90 ABD politikalarına karşıdır.
5-Biz hepimiz neo liberal,yavşamış alçaklar devletin hangi makamına gelirlerse gelsinler onları oradan indireceğimizi bilsinler.Türk halkı bu vahşi gidişi durduracaktır.
Nazlı Ilıcak,Cengiz Çandar,neo liberal TV bülbülleri selam sizlere.

Katiller Siyasi İslamcılar !..

Haziran 23rd, 2009 by ferit2

Piknik değil dini kamp çıktı
Kızılcahamam yakınlarındaki trafik kazasının arkasından ilginç bilgiler ortaya çıkmaya başladı.

11 hemşirelik öğrencisi genç kızın ölümü ile sonuçlanan Kızılcahamam yakınlarındaki trafik kazasının arkasından ilginç bilgiler ortaya çıkmaya başladı.

Piknikten geldikleri ileri sürülen Hacettepe ve Gazi üniversiteleri öğrencilerinin bulunduğu aracın; aslında Adapazarı Akyazı kuzuluk Kaplıcaları’ndan yola çıktığı ve öğrencilerin burada bir hafta dini eğitim kampında oldukları belirlendi.

50 TÜRBANLININ GEZİSİ

Öğrencilerin hepsinin türbanlı ya da yeni türban takan öğrenciler olduğu ve aslında 50 kişilik bir grup oldukları da belirlendi. Gezinin piknik değil dini amaçlı bir gezi olduğu ve yola çıkan iki araç bulunduğu ve toplam 50 öğrencinin kamptan döndüğü de soruşturma sırasında ortaya çıktı.

İKİNCİ ARAÇ DURMADI BİLE

Öğrencileri taşıyan ikinci aracın kazanın olduğu noktada durmadığı ve yola devam ettiği belirlendi. İkinci aracın neden durmadığı araştırılıyor.

İnternethaber’den Zübeyir Kındıra’nın haberine göre; kaza yerinde kampta verilen eğitimde kullanılan çok sayıda dini içerikli yayınlar ve risalelere rastlanması üzerine yapılan incelemede; öğrencilerin aslında dini kamptan döndüklerini ortaya çıkarttı.

SORUMLU GEZİYİ ORGANİZE EDENLER

Adapazarı, Akyazı Kuzuluk kaplıcalarının yöneticileri 50 öğrencinin bir hafta boyunca kaplıca tesislerinde kampta olduğunu doğruladı. Öğrencilerin Ankara’ya dönüşleri için iki aracın Ankara’dan Kuzuluk’a gittiği, Ankara-Adapazarı yolculuğu yapan araçların şoförlerinin hiç dinlenmeden öğrencileri alıp, yola çıktığı ve bu nedenle uykusuz kalan şoförün yolda uyuduğu ileri sürüldü. Şoförün uyuması sonucunda meydana geldiği tespit edilen kazanın ardından; bu kampı organize edenlerin kazanın sorumlusu olduğu iddia edildi.

YOLCU TAŞIYAMAZ

Aracın yolcu taşıma belgesi bulunmadığı, 24 kişilik aracın 27 yolcu aldığı iddiaları da gündeme geldi. Bu tespitler sonrasında bu dini içirekli kampı organize eden ve tedbir almadan öğrencileri kampa götürüp getiren geziyi düzenleyenlerin de bulunup, ifadelerinin alınması gündeme geldi. İhmali bulunan gezinin organizasyonunu yapanların tespiti ve yargı önüne çıkartılması için polisin hrekete geçtiği belirlendi.

Bankacının Karnı Aç,Gözü Aç Kredi Kartı Mağduruna Kanun Sopası

Haziran 20th, 2009 by ferit2

Bu bankalar bu sistemle daha çook mağdur çıkarır.Banka bankacılık yapmıyor.Doymaz kar hırsı ile davranıyor.
Öldürecek,ölünün gözünü de alacak.
Bugün ekonominin önünde en büyük engel bankacılık sistemidir.
Kredi kartı mağduru diye bir şey mi var? Bankanın patronunu asacaksın.
Sokaklarda kredi kartı dağıttılar.Palavra TV reklamları ile halkı kandırıyorlar.
Benim başıma gelen bir şeyi anlatayım.
Hani hep tembih edilir “nakit para kredi kartından çekmeyin,tüketici kredisi kullanın”derler.
Bende özel bir bankadan 7 bin tl tüketici kredisi talep ettim.Ananın adı,ananın kızlık soyadı,kefilin de öyle.
Tam para ödenecekken,memur “biliyorsunuz kredi kartına mahsuben kredi çıkarmıştık bunun 4 bin tl.sini
Yine sizin kartınıza koyacağız.Boyle bir konuşma olmamasına karşın sesimi çıkarmadım.Nasılsa ATM alacaktım.
Banka da biliyordu ki benim ihtiyacım vardı,karttan çekecektim. Karttan nakit çektiğimde banka ölünün gözünü de
Almış olacaktı.Nakit çektiğim için 1.000 tl daha faiz yazdı.
Nitekim,1250+1000=2250 anın da banka benden söğüşledi.Ödeme güçlüğüne düştüğümde gelsin aylar,faizler.
7.000 tl bakaya borçlanmış,kredi kartına 5.000 bin 12 ortada borç var kullandığım miktar 4.750 tl.
Bu banka patronları ile hükümetten ilgili bakanlar için dar ağaçları kurulması kadar doğal bir şey yoktur.
Vatandaşa,icra daireleri,savcılar,hakimler,cezaevleri kanun. Ya soyguncuya kanun varmı?
Ben senden tüketici kredisi istiyorum,sen benim kredi kartıma istinaden onay veriyorsun.
Denebilir ki almasaydın. Almışsam almışım bu ayrı.
Ben kanun,kanun denen sopanın tek taraflı çalıştığını söylüyorum.
Tüm sektörler zarar ediyor,bankalar her dönem kar ediyor.Bunda bir terslik yokmu.?
1600 yıllarda yahudi tefecilerden yılan ingilkiz halkı,tefecileri kırala şikayet ettiler.Kral tefecilerinkırmızı boyun bağı ile gezmelerini emretti.Böylece tefecileri halka teşhir etmiş oldu.Bugün bu kanun bize lazım.Lüks yatları ile yola çıkarken kırmızı boyun bağları ile fotoğrafları ne güzel olurdu.
Ahlaksızlık kalem oyunu ile büyüyor,bebelere süt alınamıyor.

Elk,Su bedava

Haziran 11th, 2009 by ferit2

Camiye gidiyos
Elimizi,yüzümüzü,ayağımızı yıkıyos,
Işığın altında namazımızı kılıyos,
Sevapları topluyos,
hadi bize adiyos.

Rabia’nın Katili Ilımlı İslam !..

Haziran 10th, 2009 by ferit2

Rabia’nın Katili Ilımlı İslam !..

İnsanlık tarihine bakıldığında din adına hareket eden din adamlarının denetlenemediği görülür.Tanrı mı denetleyecek.O da denetlemediği için al takke ver külah.Canı yaşı tutmayan kız mı istedi,mal mül mü,takke tesbih.Gel keyfim gel.
Peki bu fetbazların etkisi ile şeyhinin muzunu da öpebiliyor.(Uğur Dündar Arene)
Fethullah kim bu fethullah ?İlkokulu dahi okumamış,sümüklü mendillerini cemaate atıyor,cemaat öpüp başına koyuyor.(Prof.Alpaslan Işıklı kitabından)
Peki nedir insanları bu kadar etkileyen?.
İslam düşüncesi insanla tanrı arasında aracı kabul etmez..
Peki bu sümüklü mendili kapışıp öpenlere ne diyeceğiz ?..
Din adına engizisyonlar kurulmuş,insanlar yakılmış.
İslam putları yıkmış,hala önümüze takke,tesbih,seccade,türbanı koyuyor.Putları yığıyorlar önümüze.
Canım kardeşim bunlar put,islama aykırı.İslamı ortadokslaştırıyorsun.Önce putlaştıracak,sonra hükümet olacak sonra soyacak.Ne adına din adına.Bunları kim denetleyecek Yüce Tanrı.Tanrı bunları denetleyemeyeceğine göre Cumhuriyetin baş savcıları denetleyecek.
Çal,çalabildiğini, e, ben öbür dünyada hesabını veririm.Yağma yok din tüccarı yetimin hakkını yiyen hokkabaz.
İnsanlık tarihinin kilometre taşlarından biri Guardino Bruno’dur.Kilise eğitiminden geçen Bruno 42 yaşında. “AKLIN VE BİLİMİN ÖNÜNE DİNİ İMANI KOYAMAZSINIZ” demişti.Onu odun ateşinde yaktılar.Avrupa’nın üstüde dalga, dalga esen rüzgar soruyordu.Bruno, ne demişti “aklın ve bilimin önüne….”Avrupa sarsıla,sarsıla,zehirli karaböcekler Bruno’nun aydınlığında kıvrıla,kıvrıla yandılar.Tam da Bruno yakılacağı sırada engizisyon hakimlerinin gözlerinin içine bakarak “görüyorum ki sizler benden daha büyük korku içindesiniz.” Diyerek tüm örümcek beyinli,ortaçağ zehiri saçan “hoca efendiler”Brunonun aydınlığında yanmaya devam ediyorlar.
Bir ırmağı dağın yokuşuna doğru akıtabilirmisin?Adana’da ki Rabia.Babasının tabancası ile annesini vurdu.Kız okumak istiyor,aile tarikata sokmak istiyor.Çuval mızrağa sığmıyor,diyalektik devreye giriyor.Irmağı yukarı akıtamıyorlar.Minik kız annesiz kaldığına mı,annesini vurduğuna mı yansın.O annenin gerçek katili hırsız iman pazarlayıcılarıdır.Ilımlı mı,ılımsız mı Tayyipler,Güller,Obamalar Rabia’nın hayatı karartınız.Rabia değil o tetiği çeken sizlersiniz. Türban diye üniversite kapılarını kanırtıyordunuz.Yaptığınızı beyendiniz mi?
İnançlara saygılı laiklikmiş.Bazı fetbazlar Ecevit’i yere göğe sığdıramıyor.Hadi o bir hata yaptı. Şimdi Cumhuriyet Baş Savcıları görevini yapacak.Suçlu ayağı kalk.Rabia’nın hesabını ver.

İzmir Mitingine Davet

Haziran 9th, 2009 by ferit2

İzmir Cumhuriyet İçin Güçbirliği olarak 21.06.2009 günü saat:17.00′de İzmir Gündoğdu Meydanında “Cumhuriyet Mitingi” düzenlemiş bulunuyoruz. Cumhuriyet Mitingimize katılarak onurlandırmanızı diliyoruz.
17 Mayıs 2009′da her türlü baskı, tehdit ve karalamaya karşın yüz binlerle Ankara Tandoğan Meydanı’nı doldurduk.
Sınırlarımızın, mayın temizleme gerekçesiyle, yabancı devletlere, özel tekellere, özellikle bölgede siyasi hesapları olan ABD destekli İsrail’e açılması için yasa çıkarılmaya çalışılıyor. Yoksul köylülerimiz toprak için feryat ederken 800 km. uzunluğunda toprağımız yabancı tekellere kiralanmak isteniyor.
Ekonomik kriz giderek derinleşiyor. Başta gençlerimiz binlerce insanımız işsiz kalıyor.
19 Mayıs’ın 90. yılında, Anayasa değişiklikleri öne sürülerek, özellikle Cumhuriyetin yargı kurumları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay için siyasi baskıları arttıracak değişiklikler planlanıyor.
Ergenekon tertibine karşı, yurtsever aydınlarla dayanışma için,
Hukuksuzluğa karşı hukuk devleti için,
Baskı ve tehditlere karşı, Tam Bağımsız ve Demokratik Türkiye için,
Vatanımızın ve Ulusumuzun birliği için,
Yine Gündoğdu Meydanı’nda olacağız.
Ergenekon tertibinin yeni dalgaları dillendirilirken, Deniz Feneri’nin tercümeleri ve eksik belgeleri bir türlü tamamlanamıyor.
Çankaya’da oturan Abdullah Gül’ün “Kayıp Trilyon Davası”ndan şüpheli olduğu ve yargılanması gerektiği mahkeme kararıyla ortaya çıkıyor.
Çankaya’dan ‘çözüm için fırsat doğdu, acele edelim’ açıklamaları yapılırken “Kandil”den diyalog çağrıları ile birlikte özerklik ve yerel parlamento önerileri geliyor. Bir yandan mayınlar patlarken ayrılıkçı terörle pazarlık gündeme getiriliyor.
Atatürk devrimlerini, Vatanımızın ve ulusumuzun birliğini, Hukukun üstünlüğünü savunmak için,
Tam Bağımsız ve Demokratik Türkiye için;

HAYDİ İZMİR! HAYDİ EGE! HAYDİ TÜRKİYE!

BAYRAĞINI AL, 21 HAZİRAN PAZAR, SAAT: 17.00′DE GÜNDOĞDU’YA GEL…

Saygılarımızla.

CUMHURİYET İÇİN GÜÇBİRLİĞİ
Dönem Sözcüsü
Av. Erdoğan Özer

İletişim: 0532 313 09 98
0232 483 21 00 Faks

İmamhatipli Kaya Balığı !..

Haziran 1st, 2009 by ferit2

Kaya Balığı İle Deniz

Deniz,
Senin işin gücün yok mu,
Tepiştirir durursun çakılları.
Engininde,
En derininde
Ne var?
O gür sesi ile
Deniz,
Başladı anlatmaya.

Büyük balıklar,küçük balıkları….!
Sözünü kesti
Kaya Balığı.
Biliyorum,biliyorum.

Sınıf mücadelesi,

Deniz alınmıştı,
Sözünün kesilmesinden.
Kaşlarını yayarak,
Korkuttu kaya balığını.
Dedi ki deniz,
Enginlerimi,
Derinlerimi sorarsın.
Hacıyı,hocayı değil,

Aklı,bilimi takip edeceksin.

İmam Hatipli kaya balığı
Telaşlandı, düşündü.
Denizin enginlerine,en derinlerine,
Motor gücü ile ulaşabilirim.
Motor meslek lisesine yazıldı.
Orada öğrendi
Bir vidanın uçağı havada tuttuğunu,
Bir perçimin gemiyi yüzdürdüğünü !..

AKP Kendi Bataklığında Boğuluyor !..

Haziran 1st, 2009 by ferit2

Son 200 yüzyılın en gaddar en kazıkçı iktidarı ile karşı karşıyayız.AKP halkı kazıklatmak için polisi,cezaevlerini,yargıyı kullanıyor.Sanki yargı,polis,cezaevleri başka işe yaramazmış gibi hep borçlular takip ediliyor.AKP için utanç verici bir durum.
Bir yakınımın ofisine gittim.
23 tl faturayı ödeyememiş vatandaşın 150 avukatlık ücretide ilave edilince 173 olmuş gelsin aylar faizler şuan 580 geçmiş bir durumda.Evine,işyerine icra memurunu seferber etmiş.Yargı 35 gün hapis vermiş,polis yakalamış hapse tıkmış.
AKP zil takıp oynuyor vatandaş hapiste.
Bir de şu mayınlı arazileri İsraile peşkeş çekebilse.
Hiç kimse fatura ödememeli.
Faturayı AKP ödemeli
AKP iktidardan gidene kadar
Fatura ödemeyin.
Demokrasiye saygı duyuyoruz %25 dolgu oyu konusunda açıklık yok.
ABD ve İsraile peşkeşi görüyoruz,vatandaşı görüyoruz,deniz feneri,kayıp tirilyon davasına bakıyoruz,AKP kendi bataklığında boğuluyor.